Çifte Minareli Medrese, sadece mimarisiyle değil, ardındaki efsanelerle de dikkat çeken bir yapı. Bu tarihi eser, iki minaresi ile hem görsel bir şölen sunuyor hem de geçmişte yaşanan olayların izlerini taşıyor. Medresenin inşası ve yarım kalışı, hem trajik hem de ilginç hikayelere konu olmuş. Bu hikayeler, yapının anlamını ve önemini katbekat artırıyor.
Çifte Minareli Medrese'nin iki farklı efsanesi bulunmaktadır:
Savaş Efsanesi: Bu efsaneye göre, medreseyi Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat kızı için yaptırmaya başlamış, ancak bir savaş için yola çıktıktan sonra şehit düşmüştür. Bunun üzerine medresenin yapımı yarım kalmıştır.
Usta ve Çırak Efsanesi: Medresenin inşasında çalışan bir usta ve çırağı arasında geçen bir olay anlatılır. Çırak, yaptığı işin ustasından daha gösterişli olduğunu fark edince gurura kapılır ve ustasını geçtiğine inanır. Bir gün su isterken ustasının kendini minareden aşağı atmasına neden olur. Bunu gören çırak da kendini diğer minareden aşağı atar ve böylece inşaat yarım kalır.
Medresenin sağ yarısının çırak, sol yarısının ise usta tarafından yapıldığı düşünülmektedir. Sağ taraftaki sütunlar ve detaylar daha işlemeli ve gösterişli iken, sol taraf daha sade ve kolay işçiliklidir.